Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetlerimiz Referanslarımız Neden Biz Projelerimiz SSS Blog İletişim
Kültürel Miras

Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi

İstanbul (Çemberlitaş / Kapalıçarşı)

Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi

İstanbul (Çemberlitaş / Kapalıçarşı)

Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi, İstanbul'un tarihî ticaret dokusunun merkezinde, Kapalıçarşı girişine komşu konumda yer alan; Osmanlı mimarisinde klasik üsluptan barok üsluba geçişin en erken ve en belirgin örneklerinden biridir. Yapının inşasına I. Mahmud döneminde başlanmış, I. Mahmud'un vefatı üzerine III. Osman tarafından tamamlanmış ve 1755 yılında açılmıştır. Külliye; cami, hünkâr kasrı/mahfili bağlantısı, medrese, kütüphane, türbe, sebil, çeşme, imaret-aşhane ve dükkânlardan oluşacak biçimde kurgulanmıştır.

Konum ve Yer Seçimi

Yapı; Çemberlitaş, Kapalıçarşı ve Cağaloğlu arasında, kendi adıyla anılan Nuruosmaniye semtinde, Bizans döneminde "Constantinus Forumu" olarak anılan alanın yakınında bulunur. İstanbul'un "ikinci tepesi" olarak anılan topoğrafik bölgede konumlanması, külliyenin hem kent siluetinde hem de tarihî yarımadanın yoğun dolaşım akslarında görünür olmasını sağlamıştır.

Önceki Yapı ve İnşa Süreci

Caminin bulunduğu yerde daha önce, Hoca Sâdeddin Efendi'nin zevcesi adına anılan Fatma Hanım Mescidi bulunduğu belirtilmektedir. Külliyenin temeli 19 Ocak 1749 (29 Muharrem 1162) tarihinde atılmış; inşaat süreci I. Mahmud'dan sonra III. Osman döneminde sürdürülmüş ve açılış 5 Aralık 1755 (1 Rebîülevvel 1169) tarihinde yapılmıştır. Camiye "Nûr-ı Osmânî" adı III. Osman tarafından verilmiş; kitâbede de kurucu olarak III. Osman'ın adının geçtiği ifade edilmektedir.

Bina emini Ahmed Efendi'nin idaresinde yürüyen uygulamada Simeon (Simon) Kalfa adı anılmakta; mimar olarak Mustafa Ağa kaydedilmektedir. Külliyenin düzeni, klasik dönem selâtin külliyelerinden farklı bir yaklaşımla, dar bir kentsel alanda ticaret ve geçiş akslarına eklemlenecek şekilde tasarlanmıştır.

Kentsel Kurgu ve Avlu Düzeni

Külliye, meyilli arazide teraslanmış bir platform üzerinde ele alınmıştır. Cami ile avlunun oluşturduğu terasın altında, "çarşı/mahzen" olarak düşünülmüş olabileceği belirtilen bir hacmin uzun süre kullanılmadığı aktarılır.

Camiye doğu ve batı yönlerinde iki kapıyla girilen bir dış avlu üzerinden ulaşılır. Dış avludan merdivenlerle çıkılan revaklı iç avlu, Osmanlı mimarisinde ilk kez yarım yuvarlak (at nalı) biçimde düzenlenmiştir. Bu avlunun merkezinde şadırvan bulunmadığı, abdest musluklarının dış avluda cami yan duvarlarında yer aldığı belirtilir. Dış avlu; Kapalıçarşı ile Cağaloğlu-Çemberlitaş arasında bir geçiş yolu olarak da işlev görür.

Mimari Özellikler (Cami)

Caminin harimi kareye yakın bir düzende kurgulanmış; tek ve büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin çapı 25,50 m olarak verilir ve dönemin bazı gözlemcilerinin (Le Roy) tuğla örme tekniğine dair anlatımına atıf yapılır. Mihrap, dışarıya taşkın bir bölüm içinde ele alınmış; bu bölümün üstü yarım kubbe ile örtülmüştür. Minareler kesme taştan, iki şerefeli ve yivli gövdeli olarak tanımlanır; ilk durumda kurşun külâhlı iken XIX. yüzyıl sonlarında taş külâh yapıldığı ifade edilir.

Cami; çok sayıda pencere açıklığıyla aydınlık bir iç mekân hedefler. Metinde 174 pencere bilgisi yer almakta; bu sayının yapının diğer camilerden ayrışan yönlerinden biri olduğu vurgulanmaktadır.

Üslup: Barok Etki ve "Yeni Üslup" Karakteri

Nuruosmaniye, XVIII. yüzyılda Osmanlı sanatına giren Avrupa barok etkisinin İstanbul'da en güçlü hissedildiği yapılardan biri olarak tarif edilir. Avlunun yarım yuvarlak biçimi, pencere-kapı kemer profilleri, büyük kapı nişlerinin üst kurgusu ve iç süsleme dili barok karakteri belirginleştirir. Mermer mihrap ve minberde barok motiflerle bezenmiş bir tezyinat anlayışından söz edilir. Buna karşılık, Türk sanat geleneğini en doğrudan sürdüren unsurun, içte ve dışta görülen kitâbeler ve hat yazıları olduğu ifade edilir.

Hat Programı ve Yazı Kuşakları

Cami içindeki en dikkat çekici yazı düzenlerinden biri, "kesintisiz yazılması bakımından ilk ve tek örnek" olarak belirtilen uzun kuşak yazısıdır. Kuşağın yaklaşık 11 m yükseklikte ve 115 m uzunlukta olduğu, hattat Mumcuzade Mehmet Efendi tarafından yazıldığı; kuşakta Fetih Suresi'nin tamamının (29 ayet) yer aldığı aktarılır. İç mekânda alt pencerelerin üzerindeki oval alanlarda Besmele ile başlayan Esmaü'l Hüsna dizisine, kubbede ise Tevbe Suresi 112. ayet yazısına yer verildiği belirtilir. Ayrıca duvarlarda madalyon formunda kırmızı hatla yazılmış, diğer camilerde bulunmayan şekilde Hz. Peygamber'in isimlerine (Ahmet, Mahmut, Muhammed gibi) işaret edildiği ifade edilir.

Hünkâr Kasrı / Mahfili ve Rampa Sistemi

Caminin doğu tarafında, hünkâr kasrına çıkışı sağlayan büyük bir rampa bulunur. Yuvarlak kemerli kapıdan sonra başlayan rampalı yol üstte sola dönerek camiye bağlanır ve mahfile ulaşır. Rampanın sonundaki mekânların bir kısmının dükkânlarla, bir kısmının da sütunlar üzerine oturtulan düzenle çözüldüğü belirtilir. Bu rampa ve mahfil kurgusu, külliyenin dar alandaki işleyişinde belirleyici bir elemandır.

Medrese ve İmaret

Medrese ile imaretin dış avluda kıble istikametinde yer aldığı; kitâbelerinin 1755 tarihini verdiği belirtilir. Medrese kare planlı, revaklı avlu çevresinde farklı boyutlarda 12 talebe odası ve bir dershaneden oluşur. Vakfiyesinde yazı öğretimi şartı bulunduğu; meşk odasında Hattat Abdullah Zühdi ve Filibeli Ârif Efendilerin yıllarca hat meşkettiği kaydedilir.

İmaret, medreseye bitişik olarak konumlanır; dikdörtgen planlı avlunun güneyinde kapılarla medrese ve mutfak mekânına geçiş sağlandığı; batıda ise ince uzun aşhane mekânı ile bunun kuzeyinde küçük servis mekânının bulunduğu aktarılır.

Kütüphane

Kütüphane, caminin kuzeydoğusunda, alt katı bodrum olan ve birkaç basamakla yükseltilmiş platform üzerinde inşa edilmiştir. Barok anlayışa uygun özgün bir planla ele alınmış; okuma salonunda dört serbest sütuna oturan orta kubbe, iki yönde dilimli yarım kubbe, bir yönde tonozla genişleyen bir örtü sistemi tarif edilir. Sütunlara oturan kemerli diziyle çevrelenerek katmanlı bir iç mekân etkisi oluşturduğu belirtilir. Kitapların konulduğu odanın batı yönünde olduğu ve okuma salonuna yuvarlak kemerli bir kapıyla bağlandığı ifade edilir. Metinde ayrıca kütüphanenin 5 binin üzerinde yazma ve basma eser barındırdığı bilgisi yer alır.

Türbe, Sebil ve Çeşme

Kütüphane ile hünkâr kasrı arasında konumlanan türbenin kare planlı olduğu, kubbeyle örtüldüğü ve önünde üç birimli revak bulunduğu belirtilir. Türbede Şehsuvar Vâlide Sultan (II. Mustafa'nın zevcelerinden ve III. Osman'ın annesi) ile birlikte bazı hanedan mensuplarının gömülü olduğu bilgisi verilir. Büyük Çarşı'ya açılan kapı dışında yer alan sebil ve çeşme, Türk barok sanatının zarif örnekleri olarak tanımlanır; mermer işçiliklerinde ve tunç şebekelerde barok motiflerin bilinçli kullanıldığı ifade edilir. Külliyenin su ihtiyacının Halkalı sularından Nuruosmaniye su yolu ile sağlandığı kaydedilir.

"Boş Türbe" İddiası ve Netleştirme

Metin içinde, I. Mahmud ve III. Osman için türbe yaptırıldığı ancak her ikisinin de buraya defnedilmediği yönünde bir anlatı yer almakla birlikte; aynı metin, türbede farklı hanedan mensuplarının gömülü olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu nedenle rapor dilinde sonuç şudur: Nuruosmaniye Külliyesi'nde türbe yapısı vardır ve içeride definler bulunmaktadır; ancak I. Mahmud ve III. Osman'ın buraya defnedilmediği bilgisi ayrıca belirtilmiştir.

Genel Değerlendirme

Nuruosmaniye Camii ve Külliyesi, Kapalıçarşı'nın yanı başında konumlanan, yarım daire planlı avlusu, büyük kubbesi, rampa ile çözülen hünkâr mahfili bağlantısı, barok bezeme karakteri ve güçlü hat programıyla İstanbul'da XVIII. yüzyıl "yeni üslup" arayışının en temsilî anıtlarından biridir. Külliyenin bütüncül yerleşimi, dar bir kent parselinde bile medrese, imaret, kütüphane, türbe, sebil-çeşme ve dükkânlar gibi işlevlerin bir arada kurgulanabildiğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir.

Bu proje hakkında sorularınız mı var? İletişime geçin

← Restorasyon Projeleri listesine dön