Ana Sayfa Hakkımızda Hizmetlerimiz Referanslarımız Neden Biz Projelerimiz SSS Blog İletişim
Kültürel Miras

Pertevniyal Vâlide Sultan Külliyesi

Aksaray / İstanbul

Pertevniyal Vâlide Sultan Külliyesi

Aksaray / İstanbul

Pertevniyal Vâlide Sultan Külliyesi, II. Mahmud'un eşi ve Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Vâlide Sultan tarafından Aksaray Meydanı'nda inşa ettirilmiş kapsamlı bir hayrat bütünüdür. Külliye; cami, mektep, türbe, türbedar odası, kütüphane, muvakkithâne, karakol, altı çeşme ve yedi dükkândan oluşacak biçimde tasarlanmıştır. Yapıya ilişkin inşaat defterleri 1867–1871 yıllarını kapsar ve Topkapı Sarayı Arşivi'nde 24 evrak halinde kayıtlıdır.

Yapım Süreci, İstimlâk ve Organizasyon

Külliye için Aksaray'da yanmış olan Kâtib Camii arsası ve çevresindeki alanlar satın alınarak yer büyütülmüş; iki yıl süren istimlâk sonunda 753.865 kuruş harcandığı belirtilmiştir. İnşaatın genel yürütümünde bina emini Hüseyin Bey (yardımcısı Hüsrev Bey), kâtip Sâmi Efendi, vakıf idarecisi Bogos Bey (sonra Mihran Bey) gibi isimler geçer. Mimari sorumluluk "kalfa/mimar" olarak Sarkis (Balyan) Beye verilir; yamakları olarak kardeşi Agop ve Bedros beyler, motif çizimlerini yapan Oseb Bey ve yamağı Agop (Balyan) Bey anılır. Bu kayıtlar, bazı kaynaklarda mimar olarak gösterilen İtalyan Montani Efendi iddiasının doğru olmadığını ortaya koyar.

Külliyenin yapımı 16 Ekim 1868 – 9 Ocak 1871 tarihleri arasında 121 hafta sürmüştür. Cami, türbe, sofa ve odalar ile karşısındaki karakol ve yedi dükkânın (duhancı, kaymakçı, sütçü, çörekçi, kasap, helvacı, bakkal) inşası için toplam 3.980.896,25 kuruş harcandığı ve bu bedelin Pertevniyal Vâlide Sultan'ın vakıf gelirlerinden ödendiği aktarılır. Temel atma zamanının "eşref-i sâat"e göre belirlenmesi dikkat çekicidir: 4 Ocak 1869 (20 Ramazan 1285) günü saat 04:15 için temel atılması gerektiği bildirildiğinden hazırlıkların buna göre yapıldığı belirtilir.

"Ortaköy Camii kadar olsun": Ölçü ve Kentsel Konum

Sarkis Kalfa'nın tasarımını, Pertevniyal Vâlide Sultan'ın "Ortaköy Camii kadar olsun" emrine göre düzenlediği; cami harimini Ortaköy Camii harimi kadar yaptığı, buna karşılık avluyu daha geniş tuttuğu ifade edilir. Külliye, Aksaray gibi yoğun ulaşım ve kavşak karakteri güçlü bir noktada konumlandığından, sonraki imar müdahaleleriyle en çok zarar gören anıtsal yapılardan biri haline gelmiştir; günümüzde yol kotunun altında kalması da bu dönüşümlerin sonucudur.

Avlu Kapıları ve Kitâbeler

Cami avlusuna doğu, batı ve kuzey yönlerinden üç kapı ile girilir.

Kuzey kapısı daha sade düzenlidir.

Doğu kapısı oval kurgulu yan yüzeyleri ve nişleriyle hareketlendirilmiştir; basık kemerli açıklığın üzerinde altı beyitlik kitâbe ve üstte tuğra vardır.

Batı kapısı ise âbidevî tasarlanmıştır: mermer kabartmalı lotus-rûmî bitkisel süslemeli alınlığın ortasında Sultan Abdülaziz'in tuğrası bulunur. İkiz sütunlar ve sivri kemer, ince bir kuşakla çevrelenir; kemer koltukları bitkisel bezemelerle doldurulmuş, üstte mukarnas frizi ve iri palmetli tepelikle kapı taçlandırılmıştır. Bazı araştırmacıların bu kapıyı Giorgio Cociffi'ye bağlama ihtimali ileri sürdüğü, ancak arşiv belgelerinde bunun yer almadığı belirtilir.

Doğu ve batı kapılarında şair Nüzhet'e ait, 1871 (1288) tarihini veren altışar beyitlik kitâbeler Hattat Abdülfettah Efendi tarafından ta'lık hatla yazılmıştır. Diğer kapıda ise Hattat Mehmed Rifatın 1871 tarihli celî sülüs yazısıyla "Selâmün aleyküm tıbtüm fe'dhulûhâ hâlidîn" âyetinin yer aldığı belirtilir.

Mimari Üslup ve Cephe Kurgusu

Cami, eklektik (karma) üslûpta inşa edilmiştir. Son dönem Osmanlı camilerinde sık görülen biçimde, dört büyük ayak üzerine oturan dört büyük kemerli ve tek kubbeli bir şemaya sahiptir; fakat burada yay kemerler dıştan belirginleştirilmemiş, kasnak çok yüksek tutulmuştur. Onaltıgen kasnakta geometrik geçmeler, onun altında mukarnaslı saçak; her cephede dev gotik tarzda birer büyük pencere tarif edilir.

Köşelerde öne çıkarılan büyük ayaklar adeta kule gibi yükseltilmiş; mihrap duvarında altta iki, üstte üç; diğer iki cephede altta ve üstte üçer sivri kemerli gotik pencere açılmıştır. Cepheler üstte üçgen alınlıkla taçlandırılır; alınlık ve pencere üstü üçgenlerde iri rûmî–palmet süslemeler bulunur. Alınlıkların altında kartuşlar içinde celî sülüsle "Mâşallah lâ kuvvete illâ billâh" yazısı yer alır. Neo-gotik pencerelerin sivri kemer dolguları mermer işçiliğiyle, dökme şebekeleri ise klasik Osmanlı rûmî–palmetli çerçeve anlayışıyla geliştirilmiş bir desenle tanımlanır.

Giriş Düzeni, Kasr-ı Hümâyun Birimleri ve Kütüphane

Cümle kapısının yer aldığı dışa taşkın sahanlıktan önce giriş holüne geçilir; buradan sağlı-sollu koridorlarla kasr-ı hümâyunun haremlik–selâmlık kısımlarına bağlanan bölümlere ulaşılır. Bu yan birimler cami hariminden bağımsızdır:

Sağdaki bölüm bir dönem kütüphane olarak kullanılmış; daha sonra kitapların Süleymaniye Kütüphanesi'ne nakledildiği belirtilir.

Soldaki bölüm dışarıdan ayrı kapıyla girilen, üst kattaki vâlide sultan dairesine çıkan merdivenlerin bulunduğu kısımdır.

Eksendeki ikinci kapıdan sonra harime üçlü düzende açılan bir ara bölüme ulaşılır; bu bölümün üst katı da üçlü düzende mahfil gibi harime açılır.

İç Mekân: Kubbe, Ölçü ve Yoğun Tezyinat

Harimi örten pandantifli kubbenin çapı 10 m olarak verilir; yapının ölçeğine göre küçük görünse de dört yöndeki iri kemerler sayesinde 14 m genişliğinde bir iç mekân elde edildiği belirtilir. İç mekân, "gözü yoracak derecede yoğun" kalem işiyle tanımlanır; mavinin hâkim olduğu süsleme programında bitkisel motifler ve yıldız düzenlemeleri öne çıkar. Pandantiflerde büyük yıldızlar, kubbe merkezinde yazı madalyonu yer alır.

Duvarları boydan boya dolaşan çift sıra mukarnaslı mermer şeridin üstünde bir kitâbe kuşağı bulunur; burada celî sülüs hatla Mülk Sûresi yazılı olduğu belirtilir. Mihrap ve minber mermerdir: mihrap klasik formda (mukarnaslı yaşmak, salbekli şemse tepeliği), minberde ise klasik öğelerin yanında külâh yerine bombeli dilimli kubbe benzeri bir üstlük tarif edilir.

Minareler

Minareler yapının kuzeyinde, girişin iki yanındaki mekânların yanlarına yerleştirilmiş; kare kaide üzerinde yivli gövdeli, tek şerefeli ve taş külâhlı olarak tanımlanmıştır. Metindeki çağdaş gözlem kısmında "ince kalem gibi" minare vurgusu, dönemin üslup algısını destekleyen bir ifadedir.

Çeşmeler ve Kitâbeler

Cümle kapısının sağında ve solunda, ihata duvarının yıkılmasıyla yerinden sökülüp yeniden kurulan dört çeşme bulunur. Derin nişler, palmet başlıklı sütunçeler ve kemerlerle düzenlenmiştir. Çeşmelerin sülüs hatlı tarih kitâbelerinin şair Saffet'e ait olduğu belirtilir. Avlunun batı yönünde duvarın dış yüzünde yol kotunda kalan ve suyu akmayan iki çeşme üzerindeki kitâbelerin ise Sersikkekünân Abdülfettah Efendi tarafından 1862–63 (1279) tarihinde yazıldığı aktarılır.

Türbe: Yer Değiştirmeler ve Bugünkü Durum

Pertevniyal Vâlide Sultan'ın türbesi, külliyenin en fazla yer değiştiren unsurudur. İlk konumunun caminin kıble tarafında olması beklenirken, türbenin avlunun kuzeybatı köşesinde yer aldığı belirtilir. Türbede Pertevniyal Vâlide Sultan ile birlikte torunu Yûsuf İzzeddin Efendi'nin oğlu Mehmed Sâdeddin Efendinin gömülü olduğu ifade edilir.

Türbe:

  • 1926–1929 tramvay yolunun genişletilmesi için sökülüp geriye alınmış,
  • 1958 Prost projesi kapsamında daha da geri çekilmek üzere tekrar yıktırılmış,
  • 1968–1969 Aksaray Meydanı düzenlemelerinde bugünkü yerine monte edilmiştir.

Giriş cephesi mermer söveli kapı ve dört pencereyle sade; kapı üstünde celî sülüsle "Selâmün kavlen min rabbi'r-rahîm" âyeti yazılıdır. Yan sokak cephesi daha gösterişli mermer işçiliğe sahiptir; taşınma ve yeniden kurulma süreçlerinde türbenin ciddi zarar gördüğü belirtilir. Ayrıca külliyenin köşesinde tamamen mermer muvakkithânenin bulunduğu, fakat düzenleme çalışmalarında sökülüp bir daha kurulamadığı kaydedilir.

Külliyenin Şehircilik Müdahaleleriyle Zarar Görmesi

Metin ve gözlem anlatıları ortak bir sonuca işaret eder: Pertevniyal Vâlide Sultan Külliyesi, Aksaray'daki yol-kavşak düzenlemeleri, tramvay hattı ve büyük ölçekli imar müdahaleleri nedeniyle parça parça taşınmış, bazı birimlerini kaybetmiş ve yol kotunun altında kalmış bir anıttır. Buna rağmen cami; kapı düzenleri, eklektik cephe dili, neo-gotik pencere karakteri, yoğun iç tezyinatı ve yazı kuşağıyla son dönem Osmanlı mimarisinin şehir merkezindeki en görünür örneklerinden biri olarak okunur.

Bu proje hakkında sorularınız mı var? İletişime geçin

← Anıt Eserler listesine dön